İLERİ GÖRÜŞ DESTANI..
Tarihi bir geceye tanıklık ettik! 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası final maçında, A Milli Kadın Voleybol Takımımız, ezeli rakibi İtalya'yı nefes kesen bir mücadelenin ardından 3-2 mağlup ederek Avrupa Şampiyonu oldu. İstanbul'da, kendi evimizde kazanılan bu zaferle Filenin Sultanları, tarihimizdeki ikinci Avrupa Şampiyonluğu'nu göğüsleyerek adlarını bir kez daha altın harflerle voleybol tarihine yazdırdı. Yine bir eylül akşamı, yine ekranlara kilitlenmiş, yine kalbimiz aynı ritimle atıyor. Söz konusu voleybol olduğunda, Filenin Sultanları artık bir spor takımından çok daha fazlası; onlar Türkiye’nin ortak gururunun, modernleşme idealinin ve "kadının gücü"nün sahaya yansıyan en somut hali. Bugün, İstanbul’da, bu gururu zirveye taşıyan ve Avrupa Şampiyonu unvanını koruyarak tarihe bir kez daha altın harflerle geçtiler. Bu zafer, sadece bir kupa zaferi değil; Cumhuriyetin 102. yılına yaraşır bir direnç ve inanç destanıdır. Bu takıma neden "Filenin Sultanları" dendiği çok açıktı, ancak bu sene, bu unvana yeni bir katman eklendi: "ATATÜRK ÇOCUKLARI". Sosyolojik bir bakış açısıyla bu isimlendirmenin arkasındaki derinliği ve anlamı incelediğimizde, karşımıza müthiş bir "ileri görüş destanı" çıkıyor.
Filenin Sultanları Avrupa Şampiyonu
FİLENİN SULTANLARI: ZİRVENİN SULTANLARI VE ATATÜRK ÇOCUKLARININ DESTANI
Yazar: Semanur PERİM – Akademisyen, Sosyolog..
Tarihi bir geceye tanıklık ettik!
2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası final maçında, A Milli Kadın Voleybol Takımımız, ezeli rakibi İtalya'yı nefes kesen bir mücadelenin ardından 3-2 mağlup ederek Avrupa Şampiyonu oldu. İstanbul'da, kendi evimizde kazanılan bu zaferle Filenin Sultanları, tarihimizdeki ikinci Avrupa Şampiyonluğu'nu göğüsleyerek adlarını bir kez daha altın harflerle voleybol tarihine yazdırdı.
Yine bir eylül akşamı, yine ekranlara kilitlenmiş, yine kalbimiz aynı ritimle atıyor. Söz konusu voleybol olduğunda, Filenin Sultanları artık bir spor takımından çok daha fazlası; onlar Türkiye’nin ortak gururunun, modernleşme idealinin ve "kadının gücü"nün sahaya yansıyan en somut hali. Bugün, İstanbul’da, bu gururu zirveye taşıyan ve Avrupa Şampiyonu unvanını koruyarak tarihe bir kez daha altın harflerle geçtiler. Bu zafer, sadece bir kupa zaferi değil; Cumhuriyetin 102. yılına yaraşır bir direnç ve inanç destanıdır.
Bu takıma neden "Filenin Sultanları" dendiği çok açıktı, ancak bu sene, bu unvana yeni bir katman eklendi: "ATATÜRK ÇOCUKLARI". Sosyolojik bir bakış açısıyla bu isimlendirmenin arkasındaki derinliği ve anlamı incelediğimizde, karşımıza müthiş bir "ileri görüş destanı" çıkıyor.
Zirveye Giden Yol: Disiplin ve Bilimsel Yaklaşım
Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti, mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır" diyerek, milletin potansiyeline olan inancını her fırsatta dile getirmişti. Ayrıca, "Spordan mahrum kalan bir gençlik, nasıl olur da müspet ilmin ve felsefesin ışığı altında yetişebilir?" sözüyle sporun sadece bedensel değil, zihinsel ve bilimsel bir süreç olduğunu vurgulamıştı. İşte Filenin Sultanları, bu vizyonun ete kemiğe bürünmüş halidir. Takım, antrenman sistematiğiyle, taktiksel disipliniyle ve mental hazırlığıyla tam bir bilim ve teknik eseridir. Santarelli'nin liderliğinde, oyuncuların her biri kendi pozisyonunda mükemmel bir senkronizasyon içinde çalışarak, şampiyonlar şampiyonu olduklarını kanıtladılar. Bu, sahada rastgele oluşan bir başarı değil, yılların emeğinin ve planlı bir vizyonun sonucudur.
Küllerinden Doğuş: İnanmışlık ve Ruh
Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda yaptığı en büyük devrimlerden biri, Türk kadınının toplumdaki yerini yeniden tanımlamasıydı. Türk kadını, eğitimden sanata, spordan siyasete her alanda var olmalıydı. Bugün Sultanların sahada gösterdiği hırs, kazanma arzusu ve pes etmeyen "Güçlü Türk Kadını" kimliği, Anadolu insanının o derinlerden gelen mücadeleci ruhunu yansıtıyor. Sayı geriye düştüklerinde bile gözlerindeki o ışık, "biz bunu başarabiliriz" inancı,
Atatürk’ün "İstikbal Göklerdedir"
diyerek işaret ettiği, sınır tanımayan gençliğin bir yansımasıdır.
Bu takımın her bir üyesi, birer modern Türkiye elçisidir.Kaldı ki Spor Evrensel bir dil olduğunu kabul ettiği tüm Dünya coğrafyasın da Başörtülüsüyle, başı açığıyla,yada sporcu kıyafetleri ile eleştirmeden ( Spor rahat kıyafetler ve kurallara uygun olmalı " farklı kökenlerden gelip ay-yıldız altında birleşen bu genç kadınlar, Türkiye’nin mozaik yapısının ve birlikteliğinin en güzel örneğini sunuyorlar. Onlar için "Atatürk Çocukları" denmesi bir tesadüf değil; modern, laik, çağdaş ve her alanda başarılı olmayı hedefleyen bir ülkenin, kendi ayakları üzerinde duran kız çocuklarının sembolü oldukları içindir.
Bu zaferle sadece Avrupa'nın değil, tüm dünyanın gözünde zirveye oturdular. "Zirvenin Sultanları" olarak, çıtayı öyle bir yere koydular ki, önümüzdeki yıllarda daha nice başarılara imza atacaklarına şüphe yok. Ancak en önemlisi, arkalarında bıraktıkları o muazzam kültürel mirastır: Kendine güvenen, çok çalışmayı erdem sayan ve her türlü zorluğa karşı başı dik durabilen bir nesil.
Semanur Perim olarak, bir akademisyen ve bir Türkiye vatandaşı olarak bu gururu yaşattıkları için tüm takıma, teknik ekibe ve Türkiye Voleybol Federasyonu'na teşekkür ediyorum. İstanbul, bugün bir kez daha şahit oldu ki; "Ne mutlu Türküm diyene!" ve ne mutlu ki bizler, bu zaferlerin şahidiyiz.









0 Yorum