TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK..
Türkiye’de kadın olmanın en ağır ve en sarsıcı gerçeği, maalesef hayatta kalma mücadelesinin kendisidir. Bir köşe yazısının satır aralarına sığmayacak kadar derin olan bu yara, istatistiklerin ötesinde sönen hayatlar, yarım kalan hayaller ve parçalanmış aileler demektir. Bir Sayı Değil, Bir Hayat Haber bültenlerinde birer sayıya dönüşen o isimlerin her birinin bir dünyası vardı. Okula gitmek isteyen bir çocuk, ilk maaşıyla annesine hediye almak isteyen bir genç kadın ya da sadece kendi kararlarını vermek isteyen bir yetişkin... Öldürülen her kadınla birlikte, toplumun vicdanından da bir parça kopup gidiyor.
Türkiye’de kadın olmanın en ağır ve en sarsıcı gerçeği, maalesef hayatta kalma mücadelesinin kendisidir. Bir köşe yazısının satır aralarına sığmayacak kadar derin olan bu yara, istatistiklerin ötesinde sönen hayatlar, yarım kalan hayaller ve parçalanmış aileler demektir.
Bir Sayı Değil, Bir Hayat
Haber bültenlerinde birer sayıya dönüşen o isimlerin her birinin bir dünyası vardı. Okula gitmek isteyen bir çocuk, ilk maaşıyla annesine hediye almak isteyen bir genç kadın ya da sadece kendi kararlarını vermek isteyen bir yetişkin... Öldürülen her kadınla birlikte, toplumun vicdanından da bir parça kopup gidiyor.
Korunması Gereken En Kutsal Hak: Yaşam
Kadın cinayetleri ve kız çocuklarına yönelik şiddet, münferit olaylar dizisi değil; sistemsel bir sorunun dışavurumudur.
- Cezasızlık Algısı: Faillerin "iyi hal" indirimlerinden güç alması, adalete olan güveni zedelerken şiddeti cesaretlendiriyor.
- Kız Çocuklarının Geleceği: Eğitime erişimi kısıtlanan, erken yaşta evliliğe zorlanan veya istismar edilen her kız çocuğu, aslında toplumun geleceğinden çalınan bir umuttur.
- Güvenli Alan Kaybı: Sokakların, iş yerlerinin, hatta en güvenli yer olması gereken evlerin bile birer tehdit unsuruna dönüşmesi, kolektif bir travma yaratıyor.
"Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz"
Bu trajedilerin durması için sadece yas tutmak yetmiyor. Şiddetin her türlüsüne karşı sıfır tolerans gösteren bir toplumsal bilincin inşası şarttır.
Kaybettiğimiz her fidanın anısı, geri kalanları korumak için birer uyarı çığlığıdır.
Anıt Sayaç’taki rakamlar her gün artarken, sessiz kalmak bu şiddete ortak olmaktır. Türkiye’nin kadınları ve çocukları, isimlerinin birer "etiket" olarak sosyal medyada adalet arayışına girmesini değil, sokaklarda özgürce ve korkusuzca yürümeyi hak ediyor.
- Etkin Koruma: Şikayet mekanizmalarının hızlı işlemesi ve uzaklaştırma kararlarının ciddiyetle denetlenmesi hayati önem taşır.
- Toplumsal Dönüşüm: Şiddeti meşrulaştıran dilden ve "o saatte orada ne işi vardı?" gibi mağduru suçlayan zihniyetten tamamen arınmalıyız.
- Eğitim: Kız çocuklarının ekonomik ve sosyal özgürlüklerini kazanmaları, bu karanlık döngüyü kıracak en güçlü anahtardır.
Akademisyen yazar
Semanur PERİM










Benzer Haberler
MÜZİK YAPIMCILIĞINA SOYUNDU
KADIN LİDERLER KULÜBÜNDEN KADINLARA İFTAR YEMEĞİ
ŞAHSENEM’DEN 8 MART’TA ANLAMLI KONSER
THROWBACK FESTIVAL: 21 HAZİRAN’DA İSTANBUL 90’LARA IŞINLANIYOR!
11 Mart: Sular Yükselirken Ruhun Kadersel Uyanışı
TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK..
EKİN AKKAŞ'DAN KADINLAR GÜNÜNE HALAYLI KUTLAMA
CENTRAL HOSPITAL’DAN ENGELSİZ YAŞAM İFTARI