SUSKUN TÜRKİYEM
BEN MUTLULUKTAN KELEBEKLER MİDEMDE UÇUŞACAK BİR MEMLEKET HASRETİ ÇEKİYORUM
"Susmaya değecek bir şeyler elbet bulur insan. Ama konuşmaya değecek güzellik her zaman bulunmuyor..."
2026 yılına bu cümlelerle, bu derin sitemle başlamak istedim. Çünkü bu söz, sadece bireysel bir iç çekiş değil, bugün toplumun aynasına baktığımızda gördüğümüz o derin sessizliğin de özetidir. Bugünün dünyasında, bizi suskunluğa iten devasa bir yığın var: Adaletsizlikler, ekonomik kaygılar, betonlaşan şehirler ve giderek mekanikleşen insan ilişkileri... Evet, susmaya değecek, hatta bazen dehşetinden dilimizin tutulacağı kadar çok karanlık var.
Asıl trajedimiz ise şu: Neden konuşmaya değer güzellikler inşa edemiyoruz?
Gürültünün İçindeki Dilsizlik
Toplum olarak en çok konuştuğumuz anlar, genellikle bir şeye karşı olduğumuz, birini eleştirdiğimiz veya bir öfkeyi paylaştığımız anlar. Sosyal medya platformları, her gün "susmaya değecek" binlerce olayla dolup taşıyor. Öfke, çok hızlı yayılan ve kelimeleri kolayca tüketen bir yakıt; fakat yapıcı bir enerji değil.
Oysa bir toplumun ruhunu besleyen şey, üzerine saatlerce konuşulabilecek, ilham veren, birleştirici ve yapıcı "güzelliklerdir." Bir gencin başarısı, bir dayanışma hareketi, doğanın korunduğu bir köşe veya sanatsal bir devrim... Bunlar o kadar nadirleşti ki, kelimelerimiz bu güzellikleri tasvir etmekte paslanmaya başladı. "Suskun Türkiyem" derken kastettiğimiz, tam da bu umut verici hikayelerin eksikliğidir.
"Güzellik" Bir Lüks mü, Yoksa İhtiyaç mı?
Toplumsal sorunların ağırlığı altında ezilirken, güzellikten bahsetmeyi bazen "lüks" olarak görüyoruz. Oysa konuşmaya değer güzellikler yaratmak, bir direniş biçimidir.
Bir mahallede dayanışma içinde açılan bir kütüphane,
Gri bir duvara çizilen umut dolu bir resim,
Sokak hayvanları veya ihtiyaç sahipleri için bir araya gelen gönüllüler...
Bunlar sadece "hoş" detaylar değil; toplumun nefes borularıdır. Eğer biz konuşmaya değer güzellikler bulamıyorsak, bu, o güzellikleri üretmeyi bıraktığımız anlamına gelir.
Konuşmaya Değer Olanı Aramak ve Yaratmak
Sessizlik bazen bir protestodur, ancak her zaman çözüm değildir. Toplumun kolektif hafızası, sadece sustuğu acılarla değil, birlikte yarattığı ve konuştuğu güzelliklerle iyileşir.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: En son ne zaman bir öfkeyi değil de, toplumsal bir inceliği, bir başarıyı veya bir nezaketi dilimize doladık? Eğer konuşmaya değecek güzellik bulamıyorsak, belki de o güzelliği bir yerden beklemek yerine bizzat biz inşa etmeliyiz.
Sonuç olarak;
Karanlığı konuşmak kolaydır, asıl olan aydınlığın kelimelerini bulmaktır. Belki de bu topraklar, susulacak şeylerin çokluğundan değil, konuşulacak güzelliklerin azlığından dolayı bu kadar yorgundur. 2026'nın, o mide uçuşmalarını geri getirecek güzelliklerle dolu bir yıl olması dileğiyle...
Yeni yılın bu ilk yazısı umarım
okurlarımı da ,benim kadar heyecanlandırır. Paylaşacak mutluluklarınız ve içinizde ki yanlızlık duygusu ile mücadele etmek istersen buradayım!
Akademisyen yazar
Semanur Perim..










Benzer Haberler
ALANYA’NIN GÜÇLÜ İSMİ MAHİR ALKAN’DAN MÜZİK SEKTÖRÜNE İDDİALI GİRİŞ
RAMAZAN AYINDA HARİKA İFTAR MENÜLERİ
MÜZİK YAPIMCILIĞINA SOYUNDU
KADIN LİDERLER KULÜBÜNDEN KADINLARA İFTAR YEMEĞİ
ŞAHSENEM’DEN 8 MART’TA ANLAMLI KONSER
THROWBACK FESTIVAL: 21 HAZİRAN’DA İSTANBUL 90’LARA IŞINLANIYOR!
11 Mart: Sular Yükselirken Ruhun Kadersel Uyanışı
TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK..