GÜLE GÜLE ŞEKERİM…
Bugün bir insanı değil, bir duruşu, bir zarafeti, bir çağı uğurluyoruz. Haldun Dormen
- 26 Ocak 2026, 12:22
- Burhan akdağ
- 197
- 02
GÜLE GÜLE ŞEKERİM…
Bugün bir insanı değil, bir duruşu, bir zarafeti, bir çağı uğurluyoruz.
Haldun Dormen
Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en önemli isimlerden birini…
Adı alkışla anılanlardan değil, saygıyla fısıldananlardan birini.
Haldun Dormen, tiyatroyu bir meslek değil, bir terbiye olarak görenlerdendi.
Sahne onun için sadece ışıkların yandığı bir yer değil; ahlâkın, emeğin ve inceliğin sınandığı bir alandı.
Oyuncusuna önce insan olmayı, sonra rolü öğretti.
Onun dünyasında acele yoktu.
Her şeyin bir zamanı, her başarının bir bedeli vardı.
Parlamayı değil kalıcılığı, yüksek sesi değil derinliği önemserdi.
İşte bu yüzden onun yetiştirdikleri sahnede değil, hayatta da ayakta kalabildi.
Haldun Dormen, Cumhuriyet kültürünün sahnedeki en zarif temsilcilerindendi.
Batıyı taklit etmeden bilen, geleneği kutsallaştırmadan sahiplenen, yeniliği hoyratlığa teslim etmeyen bir çizgiydi o.
Ne kimseyi küçümseyerek yükseldi ne de yükseldiğinde kimseyi unuttu.
Bugün onu uğurlarken,aslında bir ölçüyü de uğurluyor gibiyiz.
Ne kadar konuşmalı,nerede durmalı, ne zaman alkışlamalı, ne zaman susmalı…
Bize bunları öğreten bir ustayı.
Ama bazı vedalar bitiş değildir.
Bazı insanlar giderken geriye eksiklik değil, pusula bırakır.
Haldun Dormen de onlardan biri.
Bakacağımız yönü, yürüyeceğimiz yolu sessizce işaret edenlerden.
Güle güle Şekerim…
Sahne ışıkları bugün biraz daha erken söndü.
Ama senin adın, perde aralarında, kuliste fısıldanan cümlelerde, bir oyuncunun ilk heyecanında yaşamaya devam edecek.
Yazar Hakkında
GAZETECİLİK.
1983 yılında, yeni kurulmuş Güneş Gazetesi’nin kapısından içeri girerken henüz yirmili yaşlara bile ulaşmamıştım. Anadolu kökenli, güçlü fiziğiyle dikkat çeken ama “taşralı” diye küçümsenen bir delikanlıydım. O küçümseyen bakışlara cevabı yine babamın oyuncağıyla verdim: her “klik” sesi benim için bir basamak oldu.
Şey Gazetesi, Tan, Sabah, Yeni Asır, Günaydın… Ardından Fotospor’da magazinle sporu buluşturduğum yıllar… Artık hem fotoğraflarım hem de haberlerim Türkiye basınında konuşuluyordu. Cesaretim, hızım, çalışkanlığım ve adrenalini seven yapım sektörde kısa sürede fark edildi.
Magazin Gazetecileri Derneği’nin kuruluşunda yer alarak mesleğimizde büyük bir eksikliği doldurduk. Sonrasında Türkiye’nin ilk tabloid kuşe dergisi Alem’i hayata geçirdim. Bu dergi, magazin haberciliğini bambaşka bir boyuta taşıdı. Ardından Alem TV programı geldi; ATV’de ekranlara damga vurdu.
Televizyon dünyasına adım atmamla Kanal 6’da yöneticilik ve Top Secret programının yapımı başladı. Top Secret, magazin haberciliğine getirdiği yeniliklerle hâlâ dillerde olan bir fenomene dönüştü. Kanal D, TGRT, Show TV, Star TV… Yapımcılık, müdürlük, genel müdür yardımcılığı derken televizyonculuk kariyerim yüksek tempoyla devam etti.
2008’de Kanal D’de yayınladığımız Dobra Dobra, Türkiye’de bugün hâlâ süren sabah kuşağı fenomeninin başlangıcı oldu. O yıllarda eski eşim Müge Anlı’yı ekran önüne taşıyan kişi olarak, toplumun ilgi alanlarını, sosyolojik değişimlerini ve ekranın gücünü birebir tecrübe ettim.
Sosyal çalışmalarım, gazeteciliğim kadar önemliydi. 1992’de kurduğumuz Magazin Gazetecileri Derneği’nin ardından, Engelsiz Yaşam Vakfı’nın kurucu üyelerinden oldum. İstanbul Lale Vakfı’nda yönetim kurulu üyesi oldum. Beşiktaş JK Divan kurulu üyesiyim. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim.
43 yıllık basın hayatımın sonunda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen Sürekli Basın Kartı sahibi oldum. “Koynumdaki Yılan” ve “Dostlarının Kaleminden Yılmaz Ulusoy” adlı iki kitap yazdım. 3. Kitabım babaannemin hayatı Fatma bitmek üzere, 4. Kitabım Hayatımdaki Yalan çalışmalarına başladım…
Prestige Müzik döneminde birçok ünlü pop müzik sanatçısının kliplerine imza attım. Fransız yapımı “Off Karadeniz” filminde imam rolünü üstlendim… 2014 yerel seçimlerinde MHP’den Beşiktaş Belediye Başkan Adayı oldum; seçilen başkana danışmanlık görevi üstlendim. Ardından Elite ve Bonjour dergilerini yayın hayatına kazandırdım.
Spor gazeteciliği kimliğimle 2002 Dünya Kupası’nda görev aldım; birçok Şampiyonlar Ligi finalinde fotoğraflarım yayınlandı. Risk almayı seven mizacımla 1989’da Zodyak botla İstanbul’dan Antalya’ya yolculuk yaptım; Romanya Ayaklanması’nı ve 1992 Saraybosna Savaşı’nı yerinde izledim. Çektiğim kareler Türk basınında geniş yer buldu.
“Ve tüm bu yolculuk boyunca en büyük yol göstericim, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu.
Kalemimin cesaretinde, vicdanımın sesinde, doğruya olan sadakatimde O’nun izini taşıdım.
Hayata, mesleğe ve vatana bakışımın mihenk taşı hep Atatürk’ün açtığı aydınlık yoldu.”
Fotoğraf, otomobiller, yüzme, dalış, spor, arşivcilik… Her biri hayatımın bir parçası.
Ama en güçlü üç gerçek şöyle:
Klik sesi.
Üç evlâdım ve üç torunum.
Ve Beşiktaş.
Benim varlık nedenlerim…
Yedi yaşımda fotoğrafla tanıştım demiştim; aynı yaşta bir başka gerçekle daha tanıştım:
Bugün hâlâ arkasında durduğum bir yeminle:
“Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene.”
“Burhan Akdağ da kim?” diye soran olursa, bilsin istedim.
Yorum Gönder
Trend Haberler
Yazarlarımız
-
- Kahraman Eroğlu
- 23 Ocak 2026, 17:52
-
- Burhan Akdağ
- 16 Ocak 2026, 13:12
-
- Semanur Perim
- 25 Aralık 2025, 17:53
-
- Derya Beril Akçalı
- 17 Ağustos 2025, 18:23
Editörün Seçimi
Anket
-
2026 Yılı Şampiyonu Hangi Takım Olur?
Anket Sonucu
Soru: 2026 Yılı Şampiyonu Hangi Takım Olur?
(1) Oy - Galatasaray S.K
(0) Oy - Fenerbahçe S.K
(0) Oy - Beşiktaş B.J.K.
(0) Oy - Trabzonspor
(1) Oy - Diğer
Toplam 2 Oy Kullanıldı
Sosyal Medyada Biz
E-Bülten Aboneliği
E-Bülten Aboneliği Yaptığınız Zaman Son Gelişmelerden Anında Haberdar Olursunuz.!





0 Yorum