ÇOCUKLAR ÖLMESİN, ÇOCUK İŞÇİLİĞİ SON BULSUN
Bianet’in 5 Aralık 2025 tarihli haberinde İstanbul'da Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) düzenlediği "Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi" devam ederken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi üniversite öğrencileri üzerinde "Çocukların kanı elinizde" yazılı bir pankart ile Mesleki Eğitim Merkezleri'ndeki (MESEM) çocuk iş cinayetlerini protesto etmeleri haberi üzerine yazılı ve görsel basında MESEM geniş yer aldı. Taraf Ülke olarak bizimde imza attığımız Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca çocukların korunma, yaşama haklarına saygı duyulması gerekirken; korunmasız, savunmasız, iş güvenliği sağlanamayan iş yerlerinde çıraklık sistemi içerisinde ucuz iş gücü nedeniyle çalışırken hayatlarını kaybetmeleri meslek elamanları olarak bizleri derinden yaralarken ölenlerin genellikle iş, meslek sahibi olmak amacıyla okul idarecileri tarafından aileleri ikna edilerek gönderilen yoksul aile çocuklarının olması üzüntümüzü daha derinleştirmektedir.
2011 yılından itibaren farklı sektörlerden, işkollarından, mesleklerden işçilerin (sanayi/hizmet/tarım, metal işçisi, mevsimlik tarım işçisi, banka işçisi, sağlık işçisi, inşaat işçisi, doktor, mühendis, akademisyen, iş güvenliği uzmanı vd.) ve işçi ailelerinin oluşturdukları İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ( İSİG ) . Çıraklık kapsamında çalışan çocukların sağlıklı ve güvenli işyerlerinde çalıştırılmaları yönünde geniş çaplı araştırmalar, denetimler yaptığı gibi çalışma koşullarının uygun olmayan yerler hakkında da kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yaptığı yanlışlar karşısında da mücadele ettikleri bilinmektedir. İSİG Meclisi 2011 yılında İstanbul’da faaliyete geçtikten sonra Kocaeli’nde, Ankara’da, İzmir’de ve Diyarbakır’da çalışmalarını yürüttüğü, çalışma raporlarında yakın gelecekte tüm yurt çapında başta sanayi şehirleri olmak üzere birçok merkezde işçi sağlığı mücadelesini yaygınlaştırmayı hedefledikleri yazılmaktadır.
Çırak maaşı, asgari ücretin %30'u olarak belirlenmiştir. 2025 yılında bu tutar 6.631,20 TL'dir. Kalfalık seviyesinde olan öğrenciler, asgari ücretin %50'si kadar maaş alır. Bu tutar 2025 yılı için 11.052 TL'dir. Stajyer maaşları hem özel sektör hem de kamu kurumları için geçerli olabilir.
Çok sık değişen Milli Eğitim müfredatında bir öğrenci, başladığı sistemle okulu bitiremez hale geldiği bilinmektedir. Basında. fısıltı olarak yayılan haberlerden liselerin kısaltılması. Bu düzenlemenin, özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden öğrencileri daha erken yaşta iş gücüne yönlendirme amacı taşıdığı, kız çocuklarını ise okuldan uzaklaştırabileceği konuşuluyor.
İSİG’in hazırladığı Kasım 2025 ayı iş cinayet raporu iş yerlerinin sağlıklı koşullarda işçi çalıştırmadığını, özellikle çocuk işçilerinin ölme oranlarının yüksekliği çocukların yeteri kadar korunulamadığını göstermektedir.
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in Haziran ayında yaptığı açıklamada genç işsizliğiyle mücadelede zorunlu eğitim süresinin kısaltılmasını önermesi, istihdam artışı için eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini savunması fısıltı haberlerin kaynağının nerelerden çıktığını göstermektedir. Yeni Şafak’a konuşan Özdemir, “Gençlerimiz işgücüne daha erken katılmalı. Eğitim zorunluluğu esnetilmeli, öğrenciler pratik becerilerle piyasaya daha hızlı adapte olmalılar. 12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi çok yanlış bir uygulamadır’’ ifadelerini kullanması İSİG’in hazırladığı raporlardan haber olarak alınmıştır.
İSİG den Filiz Gazi’nin yaptığı araştırmada MESEM’li bir genç “Küçükken bunun hayalini kurmazdım. Kim kaportacı olmak ister ama bu mantıklı geldi,” diyor. Bir başka genç yaşadıklarını “Patron sinirliydi, genelde bağırırdı. İki yıl orada çalıştım. Hakaret ederdi, zekâmı küçük görürdü. Salak derdi herkesin içinde. Bir şey diyemiyordum. İşe gidesim gelmiyordu, uyuyamıyordum, kalkasım da gelmiyordu,” sözleriyle anlatıyor. Filiz Gazi yaptığı araştırma sonucu Gaziosmanpaşa’da Yüksel Kaya Mesleki Eğitim Merkezi, Sultangazi’de Ahi Evran Mesleki Eğitim Merkezi öğrencileri, Sanko Oto Sanayi Sitesi’ndeki atölyelere yönlendiriliyor. Dükkânların çoğunda üçer beşer, yaşları 14 ile 17 arasında değişen çocuklar çalışıyor. Hemen hepsi motor-mekanik öğrencisi.
Mesleğin doğası gereği üzerleri kir pas, boya, makine yağı içinde. Boşta duran tek bir çocuk yok; bazıları tonlarca aracı kaldıran liftler altında, bazıları kaportanın etrafında kümelenmiş. Biriyle konuşmaya başladığınız anda patronları hemen yanınızda beliriyor. Bu yüzden konuştuğum çocuklar rahat değildi; kesik kesik, düşük seslerle konuşmaya çalıştık. Çocuklar, okulda başarılı olamadıkları ya da “ileride dükkân açmak” istedikleri için MESEM’i seçtiklerini söylüyorlar. Aralarında hayatlarını sorgulayanlar var ama çoğu “ağaç yaşken eğilir” fikrini içselleştirmiş. Yaklaşık 30’a yakın MESEM’li çocukla konuşan Filiz Gazi konuştuğu çocukların sadece fiziksel olarak değil hayalleri de tek tipleştirildikleri için bir aşamadan sonra yüzleri aynı gelmeye başladı. Hükümet, sermaye tarafından üretim bandına dâhil edilen binlerce çocuğun “ucuz iş gücü” torbasına sokulması gibi. Yani aslında buraya uyum sağlamak gibi bir şey bu.
İSİG adına araştırma yapan Filiz Gazi resmiyette haftanın dört günü iş yerinde, bir günü okulda olmaları gereken çocukların hemen hemen hepsinin haftanın altı günü çalıştığını, Koca kapılı sanayiden içeri girdiğinizde, oto tamir dükkânlarının içindeki çocukların bir o kadar da yalnız çocuklar olduğunu -ilk anlarda adını koyamasanız da- hissediyorsunuz. Aslında esas “sahiplenildikleri” yer sanayiler. Onlar 14 yaşlarından sonra sanayinin çocukları. Dipten hissedilen ağır hissin nedeni ise yasal sömürü karşısındaki çaresizlik. Görüştüğüm tüm öğrenciler sabah 08:30’dan akşam 19:30’a kadar çalıştığını söyledi. Günün 11 saati oto sanayideler. Aldıkları maaş tam tamına 6 bin 632 TL. Bu da zaten devlet tarafından işverene verilen ücret.
15 yaşındaki Ö. E. beş aydır çalışıyor, hayali kendi dükkânını açmak. Sorularımın hiçbirinde yüzüme bakmadı. Ö. nerdeyse ilkokul öğrencisi gibi duruyor; o kadar ki eğilip yüzüne bakma ihtiyacı duyuyorum. Gerçekten dediği yaşta mı diye… İşi başından aşkın, biri lastik şişirme kompresörüne basarken o aracın altında bir şeyleri kontrol ediyor. “Küçükken hem Kur’an kursuna gidiyordum hem okula.” “Küçükken” sözcüğünü sanki çoktan çocukluğu geride bırakmış gibi söylüyor. İçimden “Sen hala çocuksun” demek geçse de bu esnalarda tam karşımdaki patron beni süzdüğü için ses etmiyorum.
Çıraklık adı altında çocuk emeğinin sömürülmesi, çocukların ucuz emekle çalıştırılmaları alanında bilimsel çalışmalar ve sosyal araştırmalar yapan bir başka kuruluşta Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfıdır. Bu vakıf tarafından yapılan çalışma raporunda; Çıraklığa yalnızca yoksul işçi ve köylü ailelerin çocukları gidiyor. Bu aileler, çocuklarını diğer eğitim kurumlarına oradan da üniversiteye gönderecek maddi olanaklara sahip değiller. Dolayısıyla, çıraklık bu ailelerin ve çocuklarının önündeki tek seçenek. Çırak olmanın en temel nedeni ailenin geçimine katkıda bulunmak. Çıraklık eğitimi süresince çırağa verilen ücret ailelerin geçiminde önemli bir yere sahiptir. Son tahlilde, çıraklık eğitimine katılan çocukların orada olmasını belirleyen temel faktör bütünüyle sınıfsal konumlarıdır.
MESEM’in nasıl bir sistem olduğunu dükkân sahibine soran vakıf yetkilisine dükkân sahibinin verdiği cevap “Güzel bir sistem. Ortaokulu bitirip liseye geçerken devlet güzel bir şekilde işe teşvik ediyor. Gençlerde sağda solda, sokaklarda uğraşacağına kadar veya gençler değişik işlere girene kadar buraya girmeleri daha iyi. Hem çalışıyor hem lise diplomasına, mesleğine sahip oluyor.” Denetim var mı, nasıl diye sorulan soruya. “Hocalar ayda bir iki defa gelir. İmzasını, kaşesini verip gönderiyorum. ”şeklinde cevap vermesi gerçeklerin ne denli acı olduğunu göstermektedir. Ailelerine ekonomik katkı sağlamak amacıyla okuldan çabuk koparak ucuz emek sömürüsü ile çalıştırılan bu çocuklar bu çocuklar bir zaman sonra sokakta yaşayan, sokakta çalıştırılan, suça sürüklenen, uçucu uyuşturucu madde kullanan çocuklar olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Aileleri, çoğunlukla da babaları tarafından çıraklığa gönderilen çocuklar ya ailelerinin ya akraba/arkadaşlarının yanında kalmakta ya da işyerinde ikamet etmektedirler. Sanayi sitelerinde çalışan ve çırak olarak kabul edilmesine rağmen resmi olarak çırak olmayan çok sayıda çocuk da bulunmaktadır.
İSİG ‘ meclisinin 2013-2025 yılı raporuna göre söz konusu tarih aralığında en az 2 bin 728 genç, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Ölenlerden 222'si 18 yaşında, bin 214'ü 19-22, bin 292 kişi ise 23-25 yaş aralığında. Yaşamını yitiren gençlerin 284’ünün mülteci ya da göçmen olduğu paylaşıldı.
Eğer okul sıralarında ve oyun bahçelerinde olması gereken çocuklar tarlalarda, inşaatlarda, atölyelerde, fabrikalarda, madenlerde, merdiven altı sektörde ucuz iş gücü sömürüsü ile çalıştırılıyorsa bu çocuklar yarın büyüdüklerinde bizlerden hesap soracaklardır. "Çocuk emeği, tesadüf ya da kader değil; sistematik biçimde, politik tercihlerle örgütlenmiş bir sömürü düzenidir. Bu nedenle “MESEM’ler kapatılmalıdır. 05.04.2026
Kahraman Eroğlu
Sosyal Hizmet Uzmanı/Yazar/ Aile danışmanı








0 Yorum