AKRAN ZORBALIĞI CAN ALMAYA DEVAM EDİYOR
İstanbul Güngören'de aralarında çocukların da olduğu iki grup arasında 'yan bakma' nedeniyle çıkan kavgada 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ı bıçaklayarak öldüren 15 yaşındaki E.Ç. İfadesinde “Atlas'ı daha önceden tanımadığını söyleyerek "Ben de üzerimde bulunan bıçağı çıkartarak salladım. Karnına bir kez bıçağı vurdum. Sonrasında çocuğu yere yatırdılar." Atlas'ın annesi Gülhan Ünlü, "Yarım saat bile yaşayamadı yavrum. Yarım saat sürmemiştir yaşaması. 'Vefat etti,' dediler, 'öldü,' dediler. 'Öldü' dediler, yavrumu bitirdi, bitti.
AKRAN ZORBALIĞI CAN ALMAYA DEVAM EDİYOR İstanbul Güngören'de aralarında çocukların da olduğu iki grup arasında 'yan bakma' nedeniyle çıkan kavgada 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ı bıçaklayarak öldüren 15 yaşındaki E.Ç. İfadesinde “Atlas'ı daha önceden tanımadığını söyleyerek "Ben de üzerimde bulunan bıçağı çıkartarak salladım. Karnına bir kez bıçağı vurdum. Sonrasında çocuğu yere yatırdılar." Atlas'ın annesi Gülhan Ünlü, "Yarım saat bile yaşayamadı yavrum. Yarım saat sürmemiştir yaşaması. 'Vefat etti,' dediler, 'öldü,' dediler. 'Öldü' dediler, yavrumu bitirdi, bitti. O cani katil Gaziantep'te aynı kuaförde çalışan 2 çocuk arasında çıkan kavgada dehşet yaşandı. 15 yaşındaki çocuk, aralarında husumet bulunan 17 yaşındaki Abdullah Kaya'yı kalbinden bıçakladı. Yaralanan çocuk tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İstanbul Eyüp sultanda 17 yaşındaki çocuk 40 yaşındaki sevgilisinin yönlendirmesi ile (ailesinin evinde bulunan altınları alması amacıyla silah temin ederek ) ailesinden 4 kişiyi silahla öldürdü Başakşehir'de 16 ve 17 yaşındaki iki arkadaşın sosyal medya üzerinden küfürleşmesiyle başlayan kavga cinayetle bitti. Sokakta karşılaşan arkadaşların birbirine çekiç ve bıçakla saldırdığı kavgada Kudbettin Berat Çimenli (16) hayatını kaybetti. Gözaltına alınan Kağan İ.'nin ifadesinde 'Önce o bana çekiçle vurdu, bende kendimi korumaya çalıştım' dediği öğrenildi. Son bir ay içerisinde yazılı ve görsel basında geniş yer yutan akran zorbalığı çocuklarımızı korumakta ne kadar geri olduğumuzu göstermektedir. Sosyal Devlet olarak birincil dereceden önem arz eden çocukların korunması hususunda nerelerde hata yaptığımızı, neleri niçin yapamadığımızı, korumakla yükümlü olduğumuz çocukların birbirlerini düşmanca hırs ve kinle neden öldürmeye yöneldiklerini derin düşünmekte yarar var. Tarafı olduğumuz Çocuk Hakları Sözleşmesine imza atan bir ülke olarak öncelikli olarak çocukların Yaşama, Korunma, Gelişme ve Kendilerini ifade etme haklarına saygı duyarak görevlerimizi eksiksiz olarak yapabiliyor muyuz? Çocukların korunması amacıyla Merkezi ve Yerel yönetimler üzerlerine düşen görevleri hakkı ile yerine getirebiliyorlar mı sorularına cevap vermeleri gerekmektedir.. Aksi halde çocuk ölümlerini yüreklerimiz kanayarak izlemeye devam edeceğiz.
Akran zorbalığı nedir? Akran zorbalığı, çocukların veya ergenlerin kendi yaş gruplarından birine karşı tekrarlayan, kasıtlı ve zarar verici davranışlarda bulunması olarak tanımlanır. Bu davranışlar yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret değildir; sözel tehditler, dışlama, alay etme, sosyal medya üzerinden yapılan dedikodular, imalar, yorumlar ve psikolojik yıpratma hareketleri olarak tanımlanmaktadır. Akran zorbalığını diğer çatışma ve zorbalıklardan ayıran en önemli özellik, akran zorbalığında belirgin bir güç dengesizliğinin bulunmasıdır. Zorbalık yapan çocuk kendisini daha güçlü, baskın veya avantajlı bir konumda görürken zorbalığa maruz kalan çocuk kendisini daha güçsüz, savunmasız, çekingen ve çaresiz konumda hisseder. Bu nedenle akran zorbalığı, sıradan bir tartışma ya da çocuklar arasında yaşanan normal bir anlaşmazlık veya basit bir kavga olarak tanımlanmamalıdır. Bu davranışlar süreklilik taşıdığında, hedef alınan çocuk da telafisi güç ciddi bir duygusal yük haline gelir. Çocuk, okulda veya sosyal çevrede kendisini güvenli hissetmez; eve geldiğinde bile yaşadığı psikososyal baskı nedeniyle kaygı devam eder. Bazı çocuklar dışarıdan güçlü görünmeye çalışsa da iç dünyalarında korkunç fırtınalar yaratarak büyük bir baskı ve korku yaşarlar. Bu nedenle akran zorbalığı, görmezden gelindiğinde ileride telafisi güç, çocukların yaşamsal geleceklerini derinden etkileyecek çok daha büyük psikolojik yaralara dönüşebilen ciddi bir konu olarak değerlendirilmelidir. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar ve çok çeşitli araştırmalar gerekli önlemler alınmazsa çocukların büyük sıkıntılar yaşayacakları kaygısını artırırken, okuldan erken kopmaları nedeniyle sokakta yaşayan, sokakta çalıştırılan ve çeşitli nedenlerle suça bulaştırılan çocukların sayısal ve suç çeşitliliklerinin artmasına da zemin oluşturacağı yönündedir. Yapılan bilimsel araştırmalar ve çocuklar üzerine görüş bildiren uzmanlar Zorbalığın genellikle bir anda ortaya çıkan bir davranış olmadığını dile getirerek çocukların gelişiminden birincil dereceden sorumlu olan ailelerinin, okul ortamında çocuklara verilen eğitimin ve sosyal kültürel destek hizmetlerinin yeterliliği, çocukların psikososyal durumlarına uygunluğu, çocukların okul ortamında kabul görüş durumlarına göre değişkenlik gösterdiği yönündedir. Çoğu zaman sosyal ortamdaki güç dengelerinin bozulmasıyla, grup içinde belirli rollerin şekillenmesiyle ve çocukların birbirlerine karşı tutumlarının sertleşmesiyle başlar. Bazı çocuklar, ailede gördükleri davranışları model alarak başkalarını kontrol etmeye çalışır; bazıları ise kendilerini üstün hissettirecek yollar arar. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde uygulanan her zorbalık davranışı, tekrarlandıkça kökleşir ve kalıcı bir ilişki dinamiği oluşturur. Zorbalığın mağduru olan çocuk ise çoğu zaman kendini ifade etmekten çekinir. “Sorun çıkaran çocuk” olmak istemez, ailesini üzmek istemez veya karşı tarafın daha kötü davranacağı korkusuyla susmayı tercih eder. Bu da zorbalığın görünmez olmasına neden olur. Zorbalık yalnızca okul içinde yaşanmadığı için çocuk kendini hiçbir ortamda güvende hissedemez. Özellikle dijital çağda, zorbalığın alanı genişlemiş, evlerin içine kadar taşınmıştır. Zorbalığın arkasında çoğu zaman tek bir neden yoktur. Bazı çocuklar evde şiddet görür ve bunu dışarıya yansıtır. Bazıları aşırı özgür bırakıldıkları için sınır bilmez. Bazıları kontrol edilmeden maruz kaldıkları içerikler nedeniyle şiddeti normalleştirir. Bir kısmı da tamamen ilgi çekmek amacıyla zarar verici davranışlar geliştirir. Zorbalığı tetikleyen nedenler arasında aile içindeki iletişim şekli, çocuk yetiştirme tarzı, sosyal çevre, okul atmosferi, medyanın etkisi ve çocuğun kişilik özellikleri ön plandadır. Evde sürekli eleştirilen, değersiz hissedilen çocuk, gücünü ispatlamak için başkalarına baskı kurabilir. Benzer şekilde, evde aşırı baskıcı bir ebeveyn varsa çocuk gücü ya saldırıyla ya da boyun eğmeyle öğrenir. Saldırganlık model alınarak öğrenilen bir davranıştır. Okul ortamı da zorbalığı tetikleyebilir. Öğretmenlerin kontrolünün az olduğu alanlar, kalabalık sınıflar, rekabetin yoğun olduğu okullar, zorbalığın artmasına neden olmaktadır. Sosyal medyada şiddetin eğlenceli gösterilmesi, hakaret içerikli paylaşımların normalleşmesi de çocukların sınırlarını bulanıklaştırır. İstanbul’da en yüksek puanlarla girilen İstanbul Erkek Lisesinde birkaç ay önce meydana gelen akran zorbalığı, sosyoekonomik düzeyi yüksek aile çocukları arasında da akran zorbalığının yaygın olduğu, okullarda verilen akademik eğitim yanında çocukların sosyal yönlerinin gelişmelerine olanak sağlamanın müzikle, sporla, kültürel faaliyetlerle çocukların birikmiş enerjilerini olumlu şekilde tüketebilmelerine olanak yaratılmalıdır. Bu düşünceyle Okul Sosyal Hizmeti ’nin ivedilikle yaşama geçirilmesinde yarar vardır. Okullarda ihtiyaçtan fazla din bilgisi öğretmeni istihdam edilirken binlerce sosyal hizmet uzman ve psikologlar işsiz gezerken okullarda görevlendirilmemelerinin acı sonuçlarını yukarıdaki örneklerden maalesef görmekteyiz.
Akran Zorbalığında Aile ve Okulun Rolü Aileler çoğu zaman çocuklarının zorbalığa uğradığını geç fark eder. Çünkü birçok çocuk “şikayet eden biri” olarak görünmek istemez, ailesini üzmek istemez veya zorbalığın daha da artacağı korkusuyla sessiz kalır. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarındaki küçük değişimleri bile fark etmesi gerekir. Duygusal geri çekilme, okul başarısında ani düşüş, konuşkan bir çocuğun suskunlaşması, eşyaların sık kaybolması gibi işaretler önemlidir. Aile, çocuğu yargılamadan dinlemeli, onu suçlamamalı ve yaşadıklarını küçümsememelidir. “Abartıyorsun”, “boş ver”, “sen de biraz güçlü ol” gibi ifadeler çocukta daha derin yaralar açar. Ebeveynin temel görevi çocuğa güvenli bir alan sunmaktır. Okullar ise zorbalığı önleyen politikalar geliştirmeli, öğretmenler farkındalık eğitimleri almalı ve olaylara hızlı müdahale edilmelidir. Koridorlar, bahçeler ve tuvaletler gibi zorbalığın sık yaşandığı alanlarda kontrol artırılmalıdır. Okullardaki rehberlik servisleri aktif rol oynamalı, öğrencilerin duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak programlar uygulanmalı programlar uygulanmalıdır.
NE YAPMALIYIZ Eğitim: Akran zorbalığı hakkında hem çocukların hem de yetişkinlerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Zorbalığın ne olduğu, nasıl zarar verdiği ve bu duruma karşı nasıl durulması gerektiği konusunda eğitimler düzenlenmelidir. Açık İletişim: Okulda, evde ve sosyal çevrede zorbalık konusunun açıkça konuşulması, çocukların bu durumu tanımalarına ve başa çıkmalarına yardımcı olur. Ebeveyn ve Öğretmen Desteği: Ebeveynler ve öğretmenler, çocukların zorbalığa uğraması durumunda onlara destek olmalı ve gerekli adımları atmalıdır. Destekleyici Ortam: Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri, zorbalıkla başa çıkmalarını kolaylaştırır. Bu güven ortamı, hem okulda hem de evde sağlanmalıdır. Empati Eğitimi: Çocuklara başkalarının duygularını anlama ve saygı gösterme becerisi kazandırmak, zorbalığın önlenmesinde önemli bir rol oynar. Empati eğitimi, çocukların zorbalık gibi olumsuz davranışlardan kaçınmalarına yardımcı olur. Farkındalık Etkinlikleri: Okullarda ve topluluklarda zorbalıkla ilgili farkındalık artırıcı etkinlikler düzenlemek, çocukların zorbalık hakkında daha fazla bilgi edinmelerine ve bu konuda duyarlı olmalarına yardımcı olur.
Eroğlu Sosyal Hizmet Uzmanı, Yazar, Aile danışmanı








0 Yorum