Telefon
WhatsApp
SUS ve OTUR...
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x2501

SUS ve OTUR...⁷

Göze batmaktan ve ses çıkartmaktan korkmayın.

Eğer ki...!!

-Ben sus ve otur Sema..

-Türkiyede okuma oranı çok düşük olduğunu biliyorsun da"Neden Kitap yazacaksın"

-Sözlerini korkuyla karşılamış olsaydım siz şimdi bu satırları okurken "İyiki yazmışım"

-Demezdim kendime...

-Bir tek insana dahi okumayı tekrar sevdirebilirsem,bu binlerce UMUT

-olucak benim yüreğim de..

Bizler zaten çoğu aşkıda korkularımız sebebiyle yaşamamak dönencesine  kaptırıyoruz kendimizi..

Korkuyorum Âşık olduğum için

-Ya bekkediğim gibi sevilmezsem??

-Ya aramızda sorunları çözemeyip ayrılısak?

-Ya beni aldatırsa ??

-Liste bu şekilde uzayıp gider de gider.

-Âşık olmadan,ölmek istemiyorum desek te

-Sen mutlu günlere gitmeye çalıştıkça

-Adım adım kaçtığını hissedersiniz

Issız bir özgürlük yaşadığım, sınırsız ve uçsuz bucaksız bir yalnızlık…

Bazen sevdalar yorar insanı. Sevmediğinden değil, yükü çoktur sevmenin. Emek ister, zaman ister, güven ister, özgürlüğünü kısıtlamak ister… Aslında ne versen, ‘bu da sende kalsın’ demez. Bencildir sevmeler, aldığını hep katlayarak ilerletmek ister. İşte bu yüzden herkesin harcı değildir o uzun sevmeler. Hani ‘başımı alıp gideceğim’ dediğinde arkandan boynunu büker anıların, geçmişteki sen sarılır bacaklarına ve yalvarır ‘’lütfen gitme’’. Duygularına ağır bir darbe iner ve orada inceden süzülür yaşlar gözlerinden. Ya durdurursun yaşlarını, üzerini silker ve ‘eyvallah’ dersin anılarına, ya kısa bir yorgunluk molasından sonra taşırsın sevdanın yükünü omuzlarında.

‘Kaldı mı eski sevdalar…’ diye başlar cümleler de ‘Olabildim mi eskiler kadar…’ diye devam etmez. İşte bu sebeple sevmenin yükü çoktur bilene. Hep terkedildiğimizde ‘hak etmedim’ deriz de ‘hak etmek için verdiğim mücadele ne?’ diyemeyiz. Hiç haklarımız helal değildir de helal etti mi hakkını düşünmeyiz. Ve nedense hep başkalarıdır sevdalarımızı bitiren ve hep biz çok sevmişizdir. Mağdur hikayelerimiz vardır kendi penceremizden baktığımız, iki damla da hüznümüze eşlik eden gözyaşlarımız… Bir de bizim gibi mağdur bir çevremiz vardır ki ‘O kaybetti seni, üzülme’ diye aptal avuntusuyla kandırır bizi. Sahi ya O kaybetmiş oluyor değil mi beni? Ben onu çoktan kazanmıştım ya. Bitişinde savunulan bir başka konu imkansızlığıdır yaşanılan aşkın. İmkansızdı deme lütfen, imkansız olan karşılaşmak bu hayatta…

Ardın sıra günlerce ağlarız. Bazen dayanamayıp bıktırana kadar peşinde koşarız. İçimizi acıtan onsuzluk mudur yoksa onunla güzelleşen hayatımızın kaybolması mı yargılayamayız. Hırslar mıydı yüreğinde sevda oluşturan yoksa varlığım mıydı seni bensiz  acıyla yaşatan,özlemle bekleten

Kimse hak etmeden terkedilmez sevdalarda. Ya doğru yerde değilizdir 

Ya doğru zamanda…

-Sema,ya soracaksınız şayet ??

-Doğru zaman, yanlış insan

-Yanlış insan ,doğru zaman karmaşasından

-Çıkalı çok oldu yüreğim

-Kimbilir belki de"Siz bu satırları okurken"

-Doğru insan sizsiniz , Amma vekakin

-İkimizde bunun farkında değiliz!!!

Hadi şimdi "O benzersiz Romanı"

Anlatayım sizlere..!!

​Edebiyat dünyası bugünlerde eşine az rastlanır bir edebi köprüyü konuşuyor. Fransız ekolünün cesur kalemi Louis Charles Royer’den tam 63 yıl sonra, Türk edebiyatının güçlü sesi Semanur Perim, "Çılgın Bakireler" ile dünya sahnesinde dengeleri değiştiriyor!

​Edebiyat, kimi zaman bir ayna, kimi zaman ise paslı zincirleri kıran bir çekiçtir. 1962 yılında Louis Charles Royer, “La Vierge Folle” (Çılgın Bakire) ile bir erkeğin gözünden kadın ruhunun dehlizlerine inmeye çalışmıştı. Ancak tarih, bu eksik kalan hikâyenin tamamlanması için 2025 yılını ve Türkiye’den doğan o güçlü sesi beklemek zorundaydı.

TÜRKİYE’NİN "CESARETLİ" KADIN SESİ: SEMANUR PERİM

​Semanur Perim, dünya edebiyatında bu başlığı sahiplenen ve Royer’in eril bakış açısını, kadının kendi iç dünyasından süzülen bir "Ruh Devrimi"ne dönüştüren Türkiye’deki tek kadın yazardır. Bu, sadece bir isim benzerliği değil; edebi bir meydan okuma, bir bilincin yeniden inşasıdır.

​Yazar, 2023 yılında büyük ses getiren ve cesaretiyle konuşulan "Sevişmek Sanattır" romanıyla kalıpları yıkacağının sinyalini zaten vermişti. Şimdi ise "Çılgın Bakireler" ile çılgınlığı "delilik" rafından indirip "özgürleşme ve yeniden doğma iradesi" olarak kalbin en orta yerine yerleştiriyor.

 PEDAGOJİK BİR ZERAFET VE PSİKOLOJİK DERİNLİK

​Perim’in eseri, sadece bir roman değil; bireyin kendi içindeki "çocukla" barışma rehberidir. Pedagojik bir duyarlılıkla ilmek ilmek işlenen satırlar, kadının duygusal zekasını ve toplumsal dönüşümdeki sarsılmaz yerini bir kez daha kanıtlıyor. Royer ile başlayan o meşhur gelenek, Perim’in kaleminde evrilerek dünya edebiyatına eşsiz bir denge getirmiştir.

​ SONUÇ: CESARETİN YENİ ADI

​Semanur Perim bize şunu hatırlatıyor: Cesaret sadece savaşmak değildir; anlamak, affetmek ve küllerinden yeniden doğmaktır. Türkiye’den çıkan bu güçlü kadın kalemi, dünya edebiyat sahnesinde "Çılgın Bakireler" başlığıyla artık silinmez bir imza atmıştır.

​Kalıpları kırmaya, kendi sesinizi bulmaya ve bu edebi şölene ortak olmaya hazır mısınız?

 

 

Akademisyen yazar 

Semanur PERİM.

Reklam-1

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Oyunculuk Eğitimi

Reklam

Oyunculuk Eğitimi

Anket

Sağ Alt Banner Küçük
Sağ Alt Banner Küçük

E-Bülten Aboneliği